RuyaTabirleri.com

Android Uygulamamız Yayında! indir

Psikolojik Rüya Yorumları

İnsanlık tarihinin hemen tamamında ilgi uyandırmakla beraber çok uzun bir süre boyunca ancak teorik bir bakış açısıyla ele alınabilmiş ve bilimsel tarzda tanımlanmamış olan rüya görme olayının bu durumu 1950’lerden sonra değişmeye başlamıştır. Bu tarijlerden sonra elektriksel araştırma teknikleri geliştirilmiş, uyku laboratuarları kurulmuş ve rüyalar hakkında bilimsel veriler toplanması başlamıştır. Psikolojik rüya yorumları ile rüyalara yeni ve bilimsel bir bakış açısı getirildiği gibi rüya analizi sayesinde bazı psikolojik problemlerin açığa çıkarılması ve çözülmesi de mümkün hale gelmiştir.

Sigmund Freud bilinçaltımızın zihnimiz uyanık haldeyken kabul etmediğimiz/etmek istemediğimiz birçok şeyin lağım çukuru olduğunu söylemiş ve Avrupa’yı bu görüşüyle dehşete düşürmüştü. Freud’a göre sansüre uğramış, baskı altına alınmış anılar, aile içi zina eğilimi gibi çeşitli utanç verici ve tedirgin edici duygu ve durumlara dair istekler, düşünceler ve ilkel güdüler rüya görme sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu teoriye göre görülen her rüya anlamlı bir içeriğe sahiptir fakat rüyanın anlamını çıkarabilmek için rüyanın görünen yanının ötesinde bulunan süzgeçten geçmiş yanına dikkat etmek gerekir. Rüyalar yasaklanmış fakat bilinçaltında var olan isteklerle bu istekleri engelleyen güçlerin uzlaşması sonucunda ortaya çıkar. Rüyanın asıl işlevi bilinçaltında bulunan ve kabul edilemeyen içgüdüsel isteklerin fantezisini kurarak doyum sağlamaktır.

Analitik psikoloji okulunu kuran Carl Gustav Jung ise rüya görme meselesine başka bir açıdan bakmıştır. Jung, rüyayı Freud gibi sadece bir nevroz belirtisi olarak görmemiş, rüya görmenin nevrotik belirtiler gösteren, akli bozukluğu olan insanlar kadar diğer insanların huzuru için de önemli olan doğal bir psişik olgu olarak kabul etmiştir. İkisinin psikolojik rüya yorumları konusuna bakış açılarındaki temel fark şudur: Freud rüyanın sakladığı şeylere, Jung ise ne açıkladığına yoğunlaşmıştır. Psikolog Robert Ornstein rüyaların önemi hakkında konuşurken hayatımızın uykuda geçen bu üçte birlik bölümünün bir kendimizi keşfetme fırsatı olabileceğini hiç düşünmediğimizi söylemiştir. Ornstein ayrıca; rüya bilincinden faydalanarak hayatımızın diğer bölümlerini zenginleştirecek psikolojik ve kültürel mekanizmalardan yoksun olduğumuzu da ifade etmiştir.

Trans halindeyken söyledikleri kaydedilen ve titizlikle belgelenen Edgar Cayce uyku veya trans halinde iken geçmişi ve geleceği görmüş; hastalıklara teşhis getirerek binlerce kişiye uygulamaları gereken tedavi yöntemlerini söylemiştir. Jung’un söz ettiği kollektif bilinç yerine Cayce ‘insan yaşamının başlamasından bu yana var olan zihinsel aktivitelerin tamamının beslediği bir düşünce nehri’ olarak tanımladığı kollektif veya evrensel bir bilinçaltı olduğundan söz etmiştir. Bireysel psikoloji okulunu kurmuş olan Alfred Adler eski çağlarda yaşayan insanların rüya yorumları ile bizlerden daha fazla ilgilendiğini ve rüyaların dili konusunda günümüzün ortalama insanından daha bilgili olduğunu söylemiştir. Adler’in rüya yorumu teorisi insanın kendini devamlı olarak gelecek zamanlara hazırladığı anlayışından kaynaklanır. Adler için rüya, düşünce sürecinin insanın yaşam tarzıyla uyum halinde olan bir parçasıdır ve rüyalar da rüya görenin yaşama şu anda, şimdiki bakışıyla geleceğe dönük amaçları ve bunlara ulaşma yolundaki planlarının birleşimidir.

Psikiyatri biliminin rüya ile ilgilenmeye başlaması 100 yıl kadar öncesine dayanır. Psikoloji biliminin bu komuya eğilmesi ise Freud’la başlamıştır. Psikolojiye göre rüyalar dışarıdan gelen haber vericiler değil iç süreçlerimizin yansımasıdırlar. Rüya gördüğümüz sırada hayatımıza dair bazı konuları gözden geçiririz ama bu gözden geçirme farklı bir dille, rüyaların dili ile gerçekleşir.Psikologlara göre rüya beyinde önemli değişikliklere sebep olan somut bir olaydır. Rüyalar bedenimizi de etkiler ve bütün bu değişiklikler cihazlarla ölçülebilmektedir. Rüyalar dış faktörlerden etkilenir ama rüya içeriğini etkileme konusunda içsel dünyamız daha baskındır. Burada içsel dünya olarak kastedilen şey insanın psikolojik durumu; yani düşünce ve duyguları, üzüntü ve sevinçleri, korkuları, beklentileri ve mücadele etmesi gereken problemlerdir.

Kişi rüya görürken pasif bir izleyici değildir, aktif bir mesai halindedir. Rüyalarımız esnasında önem verdiğimiz konular ve sorunları ele alır, bunlara dair değerlendirmeler yapıp çözümler getirmeye çalışırız. Hatta kararlar alır ve farkında olalım veya olmayalım; bu kararları hayatımızda kullanırız. Rüyadaki nesneler oldukları şeyi değil başka bir şeyi sembolize ederler ve psikolojde gördüğü nesnenin kişideki anlamı araştırılır. Rüyada görülen bir köpek, bir cüzdan ya da bir ağaç birer semboldür ve bu semboller kişinin hayatındaki farklı bir şeye karşılık gelir. İnsanların hayatları farklı olduğundan, aynı nesne farklı insanlar için başka başka şeyleri sembolize eder. Simgenin anlamını belirleyen şey rüyasında o simgeyi gören kişinin algısıdır. Hemen herkes ve her dönem için aynı anlama sahip olan simgeler de vardır ama bunların sayısı oldukça azdır.

Psikolojideki bilişsel terapi ekolünün kurucusu olan Dr. Beck, rüyaların bir tür biyopsiye benzediğini söylemiştir. Biyopsi ile fiziksel hastalıklara tanı konulabilmesi gibi, rüya analizi ile de psikolojik ve psikiyatrik sorunların kaynağına inmek mümkündür. Kişinin rüyasını anlamak, onun hangi sorunlardan rahatsız olduğunun ve bu sorunların hayatını ne derecede etkilediğinin de anlaşılmasına yardımcı olur. Rüyaların içeriği psikolojik sorunun niteliğine göre değişmektedir. Örneğin bunalımda olan kişilerin rüyasında depresyon halinin karakteristik unsurları olan çaresizlik ve umutsuzluk gibi duygular belirgin bir şekilde görülür. Kaygı, anksiyete sorunu olan kişilerin rüyaları ise çoğunlukla tehlike temasını içeren, korkutucu rüyalardır. Kişinin durumu düzelmeye başlayınca bunun rüyaları üzerinde de olumlu değişiklikler yaptığı görülmüştür.

Günümüzde birçok psikolog; rüya terapisi yönteminden, gerek kendisine danışan kişinin durumunu anlamak, gerekse terapide ilerleme olup olmadığını tespit etmek için faydalanmaktadır.

Rüyada Psikolojik Rüya Yorumları Hakkındaki Rüyalar;

  1. burcu (12 Ocak 2014 saat: 10:07)

    Dogdugum evdeymisiz. Ev kalabalik. Ben asagiya iniyorum. Genc bir erkek anahtar atiyor bana. Nereye gittigimi bilmiyorum. Cok yakinda bir yere gidiyorum. Bir bina burasi yan tarafinda tek katli bir villa var. Yeni yil partisi yapacaklarmis. Bol agacli isikli renkli isil isil bir ev. Hayran kaliyorum. Baka baka yururken. Evin sahibi kadin cikiyor. Benimle sohbet ediyor. Ne konustugumuzu hatirlamiyorum. Iyi bir konusma oldugunu soyleyebilirim.beni partiye cagiriyor. Sonra ben binaya giriyorum. Kapida bir adamla karsilasiyorum. Onunla ayni daireye gidiyoruz.benim eski erkek arkadasimin eviymis. Esya tasiniyor. Orada bir dolabi gosteriyor bana.


  2. funda bektas (20 Mart 2014 saat: 01:17)

    Ruyamda isyerine eski bir dostum geliyor ayni yerde calisicagimiz icin seviniyorum.Sonra bir erkekle isle ilgili sorun cikiyor ve kavga basliyor.ondan daha guclu iri yari bi adamla birlikte oturuyoruz. Guclu adam bana cok kizgin korkuyorum.sakinlesmesi icin ugrasiyorum.yasli bi kadin da var.o adamla evlenmek zorunda oldugumu soyluyor.ben zaten evliyim deyip yuzugumu gosteriyorum.adam iyice sinirlenip kocaman bir cekicle bana saldiriyor.savasamayacigimi anlayip kaciyorum yere dusuyorum.is yerime gelen eski dostum yardima geliyor.Bu arada ben bayanim.


Görmüş olduğunuz rüyayı tüm ayrıntılarıyla bize yazın! Yapmış olduğunuz yorumlar tüm sitemiz kullanıcılarına açık olarak yayınlanacaktır.